Tam Eşleşen İngilizce - Türkçe Sonuçlar |
|
|---|---|
| rack | i., f. uçan hafif bulut; fırtına izi; f. rüzgârın önünde uçmak (bulut). |
| rack | i., f. atın rahvan yürüyüşü; f. rahvan gitmek. |
| rack | i., f. ahırda ot yemliği; parmaklıklı raf (özellikle tren veya vapurda); arabaya yerleştirilen ve kuru ot taşımaya mahsus kafes; bedeni germek suretiyle işkence yapılan alet veya tertibat; işkence sebebi; işkence, azap;dişli çubuk; f. germek; gerip işkence etmek; fazla yükseltmek (fiyat veya kira); fiyat yükseltmek suretiyle sıkıntıya sokmak. rack and pinion dişli kol ve fener dişli. rack block den. içinden halat geçer delikleri olan tahta. rack one's brains çok düşünmek, kafa patlatmak. on the rack çok ıstıraplı. |
| rack | i. koyun ve dana etinin gerdan ve belkemiği kısmı. |
| rack | f. tortudan bira veya şarap çıkarmak. |
| rack | i. yıkım, harabiyet. rack and ruin yıkım, harabiyet. go to rack and ruin harabeye dönmek, mahvolmak. |
| rank | (s.) uzun veya sık büyümü, (s.) (bitki); ağır kokulu, keskin; (fena anlamda) daniska, tam; bitek; (huk.) haksız. |
| rank | (i.) sıra, dizi, saf; asker safı; (çoğ.) ordu, neferler, erler; rütbe, derece, sınıf, paye, mertebe, aşama; yüksek rütbe; dama haneleri sırası. pull rank ABD, argo mevkiini istismar etmek. take rankwith aynı seviyede olmak. rank and file fertler; herhangi bir teşkilâtın yönetilen üyeleri. |
| rank | (f.) sıraya dizmek, tertip etmek, tasnif etmek; daha yüksek rütbede olmak; rütbesi olmak, rütbeye göre gelmek; tasnif olunmak; dahil olmak, sayılmak. rank above daha yüksek rütbede olmak. rank next to rütbe veya mevkice ikinci gelmek. ranking (s.) kıdemli. |
| reck | (f.), eski ehemmiyet vermek, önemsemek, dikkat göstermek; ehemmiyeti olmak. |
Tam Eşleşen Türkçe - İngilizce Sonuçlar |
|
| renk | coloring. colouring. color. colour. complexion. coloring. colouring. tint. tincture. hue. flush. |
| risk | risk. adventure. chance. fear. hazard. jeopardy. venture. |
| rızk | bread. one's daily food. sustenance. the necessities of file. one's daily bread. food. |
| renk | colour. hue. color. sort. kind. variety. |
| risk | chance. risk. |
| rızk | daily bread. food. livelihood. means of subsistence. |
| renk | color. |
| risk | Hazard; danger; peril; exposure to loss, injury, or destruction. |
| risk | Hazard of loss; liabillity to loss in property. |
| risk | To expose to risk, hazard, or peril; to venture; as, to risk goods on board of a ship; to risk one's person in battle; to risk one's fame by a publication. |
Kelime İçinde Geçen İngilizce - Türkçe Sonuçlar |
|
| racket | , racquet i. raket; Kuzey Amerika'da kullanılan tabanı ağ örgülü kar kundurası; çoğ. dört duvara karşı sektirilerek oynanılan tenise benzer bir top oyunu. |
| racket | i. gürültü, patırtı, şamata, velvele: karışıklık: k.dili haraççılık, para sızdırma düzeni: argo meslek, iş. rackety s. gürültücü, şamatacı. |
| racketeer | i. şantaj yapan kimse: kanuna aykırı yollarla başkalarından para koparan kimse, haraççı. |
| rackrent | i., f. fazla yüksek kira bedeli: f. yüksek kira almak. |
| rankle | (f.) dert olmak, acısı unutulmamak; cerahat toplamak, iltihaplanmak. |
Kelime İçinde Geçen Türkçe - İngilizce Sonuçlar |
|
| rakkas | pendulum. pendulum sarkaç. pandül. male dancer. |
| rakkase | belly dancer. dancing girl. |
| reaksiyon | reaction. |
| renk tonu | shade. tint. tone. |
| renk vermek | to tinge. to liven up. to enliven. to add spice and zest to. |
1